Tüm Modeller trv İclal

Travesti model sitesi şehirlere göre modeller.

Arkadaslar bilindiği üzere siterimizin sık kapanmasından dolayı, sürekli link değiştirmek zorunda kalıyoruz. Alttaki linklerden hangisinde arkadaş bulmak istiyorsanız oraya tıklayınız.

Travesti arkadaşlık [ istanbul travestileri ] başta olmak üzere [ ankara travestileri ] ve
[ istanbul anadoluyakası travestileri ] ve sırasına göre şöyle [ izmir travestileri ] , [ bursa travestileri ] diğer şehirler ise antalya travestileri gibi devam edersek. [ izmit travestileri ] ve [ kocaeli travestileri ] doğuya doğru gidersek [ diyarbakır travestileri ] [ gaziantep travestileri ] ve [ antep travestileri ] güneye inersek [ mersin travestileri ] orta anadolu da
[ kayseri travestileri ] [ eskişehir travestileri ] karadenizde ise [ samsun travestileri ] [ sinop travestileri ] [ ordu travestileri ] Egede tatil yöresi için [ marmaris travestileri ][ denizli travestileri ]yukarıya doğru çıkarsak [ sakarya travestileri ] birde [ ısparta travestileri ] orta anadoluda [ nevşehir travestileri ] de var. Bu sitelerin düzgünlüğüne rağmen Turk telekominikasyon başkanlığı hakszlık yapmaya devam ediyor. Birde [ konya travestileri ] var dı onu unuttuk. Güneydoğuda da [ gaziantep travestileri ] var. travesti iclal, travesti iclalin sitesi siteleri.

Travestiler

Modelleri görmek için travesti kelimesine tıklayınız

Su 

Hayat kaynağı insan vücudunun üçte ikisini kaplayan sudur. Suyun faydaları saymakla bitmiyor ama su ihtiyacı her bünyede aynı olmayabilir yani o çıkıp 5 litre su için diyenlere çok takılmayın travesti dostlar gelin hep beraber bakalım su işine. Her insanın su ihtiyacı vücuduna bağlı olarak değişir, ancak genel bir deyişle, bir yetişkinin, metabolizma sırasında kullanılan sıvıdan dolayı, vücudunun nem oranını korumak için yaklaşık 2 litre (64 ons) suya  ihtiyaç duyduğu kabul edilmektedir. Vücudumuzun yaklaşık %60’ı sudan oluşur ve düzgün çalışabilmesi için bu oranın dengede tutulması gerekir. Suyun kilo vermeye yardımcı olabileceği ve vücudu nemli tutmak için hayati olduğu doğrudur. Bununla birlikte, bazı insanlar, yarar sağlamak yerine sağlıklarını tehlikeye atabileceklerini bilmeden, vücutlarının işlevlerini yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu miktardan daha fazla su tüketme hatasına düşerler. İşte bu nedenle size bugün bazı ilginç bilgiler vermek istiyorum, böylece kilomuza göre tüketmemiz gereken su miktarını hesaplamayı öğrenebiliriz. Kilonuza göre su içmelisiniz. Çok  az insan bunu hesaba katsa da, gerçekte her insanın vücut ağırlığı günlük tüketmesi gereken su miktarı ile çok ilgilidir. Örneğin, zayıf bir insanın kilolu bir kişi kadar suya ihtiyacı yoktur. Bununla birlikte, herkesin vücut ağırlığı farklı olduğundan, oldukça yararlı olabilecek bir formül mevcut. Kilonuza göre tüketmeniz gereken su miktarını öğrenmek için vücut ağırlığınızın değerini libre olarak hesaplamanız ve ikiye bölmeniz gerekir. Bu matematiksel işlemin sonucu, vücudunuzun günlük ihtiyaç duyduğu suyun ons cinsinden miktarını verir. Mesela bunu Alanya travestilerinden Melis için hesaplarsak Melis elli iki kilo bunu ikiye bölelim libre olarak 116 eder yarısı 58 eder ve bu da günden beş bardak su demektir. Ağır egzersizler ya da spor yapıyorsanız her 1 saatlik egzersiz için 1 litre daha fazla su içmelisiniz. Eğer diyetinizde yeterince meyve ve sebze yoksa günde en az 2 litre su içmenizi öneriyorlar. Suyun fazlası da zararlı anlayacağınız hesaplayın ve öyle için yoksa günün yarısı o içtiğiniz fazla suyu dışarı atmakla geçer sevgiyle kalın hoşça kalın İclal.

Göbek yağlarından kurtulalım

Kış biter mi yaz gelir mi dedik ne oldu hop yaz birden bastırdı ne oldu peki sevgili travesti dostlarım pek çoğumuz kıştan kalma göbek yağları ile ortada kaldık. Ama siz hiç merak etmeyin ben araştırdım ve kısa sürede göbek yağı yakan harika bir formül keşfettim. Sizinle paylaşmazsam da çatlarım ben bencil değilim herkesin okuması uygulaması dileğimle başlıyorum anlatmaya. Yağsız yoğurdun göbek yağlarının %81 inin tek başına erittiği ABD Tennesse Üniversitesinde yapılan araştırmalar da ortaya kondu. Ayrıca zencefil’in yağ yakıcı özelliği aşikar ama bazılarının bunu kullanmaması gerekiyor. Yine zerdeçalın hazmı kolaylaştırdığı ve ödem attırdığı bilinmektedir. Tarçını da zayıflamaya yardımcı olduğu bilimsel kanıtlanmıştır. Önceliği herkesin evinde kolayca bulabileceği bir tarife bırakmak istiyorum hadi bakalım İstanbul travestileri kağıt kalemlerinizi hazırlayın. Yoğurt Kürü İçin Gerekli Malzemeler:

1 kase yağsız yoğurt

1 çay kaşığı zeytin yağı

1 çay kaşığı zencefil

1 çay kaşığı zerdeçal

1 çay kaşığı tarçın

1 kase yağsız yoğurdun (4-5 yemek kaşığı) içine 1 çay kaşığı zencefil, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı toz tarçın, 1 çay kaşığı zeytin yağı ilave edip karıştırıyoruz. Bunu sabah, öğlen ve akşam aç karnına ve yemeklerden 1-2 saat önce olmak üzere 3 kez yapıyoruz ve tüketiyoruz. Tadı da muhteşem oluyor yedim oradan biliyorum. Aynı zamanda yoğurdun tok tutma özelliğinden dolayı acıkmıyoruz. Özellikle göbek eritme, kan şekeri çabuk düştüğü için kilo verme sorunu olanların çok işine yarayacak. Ayrıca yoğurdun ileri yaşlarda oluşabilecek kemik erimesi, diş kaybı, bağırsak kanseri gibi rahatsızlıkların da önüne geçtiğini, bağırsak florasına yardımcı olup sindirimi kolaylaştırdığını unutmamak gereklidir. Dengeli beslenmeye, gün içinde spor yapamıyor olsanız dahi en azından asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmaya, en az 2,5lt su içmeye, kısa mesafelere yürüyerek ulaşmaya, taze sebze meyve tüketmeye ve gülümsemeye gayret edin. Son not yoğurdu evinizde kendiniz yapın artık hazır almayalım lütfen küçük yoğurt kapları var onlardan alın içlerinden günlük mayalayın. İclal bir şey diyorsa iyi araştırmıştır unutmayalım sevgiyle kalın.

Zaman

Zaman insanoğlunun uydurduğu bir kavramdır bazı şeyleri yapabilmek için zaman kavramı yokken kendi kendimizi bu zaman kavramına hapsettik. Geçmiş, gelecek veya şuan aslında yok. Bunu biz yaratıyoruz bunu biz zihnimizde varmış gibi yapıyoruz. Ortak saat dilimleri belirliyor buna göre hareket ediyoruz. Konuşurken bile dilin bir zamanı olmak zorunda. Çünkü bir şeyin olma vaktini belirlemeye ihtiyacımız var. Yoksa nasıl yaşayabilir, herhangi bir şeyi nasıl organize edebiliriz? Yapamayız. Öyleyse zaman, hayatımızın mutlaka bir parçası olarak kalacak. Zaman yönetimi insan var olduğu günden bugüne varlığını zihinlerde korudu. İsmi başka başkaydı fakat hiç günümüzdeki kadar detaylandırılmamıştı. Yaşam yönetimi, kariyer planlama, hedef belirleme ve bunun gibi daha pek çok kavram ya da kavramlar hayatımıza girdikçe zamana olan bakış açımızda değişti. Zaman yönetiminin önemini anlamaya başladık. Eğer hayatımızda değişiklik yapacaksak, bunu yapmak için zaman ayırmak zorundayız. Bu değişiklikler konusunda ciddiysek, kendimizi zamanı netleştirmeye uğraşırken bulacağız. Öyleyse zamanı nasıl netleştirebiliriz? Zaman hakkında daha detaylı konulara girelim sevgili travesti dostlar bakalım karşımıza neler çıkacak? Öncelikle zamanın önemini anlamak gerekiyor. Vakit nakittir atasözüne göre bakıldığında, zaman parayla eşitmiş gibi görünüyor olsa da aslında değildir. Zaman göreceli bir kavramdır. Herkese göre değiştiği gibi bir yere ve duruma göre de değişebilir. Zaman biriktirilemez ancak tasarruf edilebilir bir kavramdır. Şöyle bir yazı atmış bana Alanya travestilerinden Aslı; Bir yılın değerini; final sınavını geçememiş bir öğrenciye sor. Bir ayın değerini; erken doğum yapmış bir anneye sor. Bir haftanın değerini; haftalık bir gazetenin editörüne sor.Bir saatin değerini; buluşmak için bekleyen aşıklara sor.Bir dakikanın değerini; treni, otobüsü ya da uçağı kaçıran birine sor.Bir saniyenin değerini; bir kazadan sağ çıkan birine sor.Bir günümüz 24 saat. Ortalama bir kişi bu 24 saati nasıl geçiriyor inceleyelim: Uyumak için günde ortalama 8 saat harcıyoruz, makyaj, traş, temizlik, vb. işler için yaklaşık 1 saat harcıyoruz, kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, ufak atıştırmalıklar derken bir günde 3 saat harcıyoruz, özellikle mega kentlerde seyahat için günde yaklaşık 2 saat harcıyoruz kısacası zamanı önce uydurduk şimdi de su gibi akmasını seyrediyoruz. Sevgiyle kalın İclal.

Strese son verin

Öyle günler olur ki keşke hiç yaşamasaydım diye düşünürüz. Böyle bir durumda size önereceğim tekniğin çok işe yaradığını göreceksiniz. Kalp, vücudunuzun ritmini koruyan bir organdır. O sakin olduğunda vücudunuz ve aklınız sakinleşir. Önereceğim bu aktivite sadece bir dakikanızı alacak yapmaya hazır mısınız sevgili travesti dostlar? Elinizi göğsünüzün sol tarafına koyun ve üç kez yavaş yavaş nefes alın. Yorgunluğu ve kızgınlığı üzerinizden atmak için sevdiğiniz birini düşünün. Düşüncelerinizi dağıtabilmek için 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu, kalp atış hızınızı yavaşlatacak ve sorunlarınızı daha açık bir zihinle düşünebileceksiniz. Bazen istemediğimi halde birileri bizi üzer ve bunun etkisinden kolaylıkla kurtulamayız peki bu durumlarda ne yapacağını biliyor musunuz? Kendinizi iyi ifade edemediğinizde kötü bir ruh hali içine girersiniz. Biri sizi üzdüğünde bunu ondan saklamayın. Ne hissettiğinizi dile getirin. Buna sandviç tekniği deniyor; önce pozitif bir şey söyleyin, ardından üzüldüğünüzü belirtin ve konuşmanızı pozitif herhangi bir şeyle sonlandırın. Sizi üzen patronunuz olduğunda bunu uygulayamayabilirsiniz. Böyle bir durumda sinirinizi bozan şeyi bir arkadaşınıza ya da yakınınıza anlatın. Kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinize şaşıracaksınız. Eğer Antalya travestilerinden Su gibi üzüntünüz uzun sürüyor ve üç günden beri geçmemişse yapacağınız şey ise; Bir şey ya da biri sinirinize dokunduğunda bütün gününüz rezil olabilir. Sonrasında ise istemeden de olsa çevrenizdeki başka insanlara kötü davranmaya ve onları kırmaya başlayabilirsiniz. O zaman şunları deneyelim; Durumu puanlayın. Ne kadar sinirlendiğinize 1 ile 10 arasında bir puan verin. Daha farklı davranabilmeniz mümkün olur muydu diye düşünün. Durumu nasıl daha iyi bir hale getirebileceğinizi düşünün. Arkasından da yaşananların bir daha tekrarlanmaması için olayları kafanızda tartın. Başka insanların duygularını kontrol edemeyeceğinizi kabullenin. Unutmayın ki, problemlere bakışınız sonrasında olacakları ve bütün hayatınızı derinden etkiler. Problem ne olursa olsun sizden büyük olamaz ve onu yenmek sadece kendi ellerinizde buna inanın ve yukarıda saydığım yöntemleri uygulamaya başlayın unutmayın bu dünyada çaresiz olan tek şey önüne geçilemeyen ölümdür gerisi sadece hikayeden ibarettir. Sen de ben o gücün olduğunu biliyorum. Yalnızca ortaya çıkması an meselesi ve dardaysan, çıkamıyorsan işin içinden lütfen pes etme pes etmek acizliktir. Sen aciz değil insansın sevgiyle kalın İclal.

Deli gibi sevenlere

Sevmek güzel şeydir elbette ama bazen tek taraflı sevgiler yaşarız ve acı çekmeye başlarız. Yüreğimizi kaplayan sevgiden acı duyuyorsak “delice seviyoruz” demektir. Yakın arkadaşlarımızla sohbet ederken tüm konumuz sevdiğimiz kişidir. Onun problemlerini, duygularını anlatır ve cümlemize hep sevdiğimiz kişinin adıyla başlarız. Bunu deneyimlemiş olanlar yani delice seven travesti dostlar ne demek istediğimi anladılar. Sevilenin her şeyi maruz görülüp alttan alındıkça içimizde o büyürken bize yaptığı kötülükleri görmeyiz bile. Onun uzak tavırlarını, kötü hareketlerini, aldırmazlığını hep çocukluk günlerinden kalan problemlerine ya da ailevi sorunlarına bağlar ve gerçekleri çoğunlukla görmezden geliriz. Bazı tavırlarını, düşüncelerini beğenmediğimiz halde, bir şeylerin yolunda gitmediğini içsel olarak hissetsek bile “bizi çekici bulduğu ve sevdiği” takdirde değişeceğini ümit eder ve bir gün “bizi severek” değişeceği umuduyla her şeyi sineye çekeriz. Verdiği mutsuzluğa, endişelere ve huzursuzluğa rağmen “Delicesine Sevmek” birçok kadının başından geçen yaygın bir deneyimdir. Çoğumuz hayatımızda, en az bir kere delicesine sevmişizdir. Kimimiz içinse bu durum, değişmeyen bir ilişki biçimi halini almıştır. Kadınlar, delicesine bir tutkuyla sevme sendromuna kapılmaya, erkeklere göre çok daha meyillidir. Çocukluk tecrübelerimizin bir bölümü bize acı vermişse, hayatımız boyunca bilinçsiz olarak çocukluğumuzun geçmiş kesitlerindeki bu sahnelere benzer durumları –bu sefer zafer kazanmak amacıyla yeniden yaratırız. Delirmiş gibi seven kadınların tanımını bana bunu kendi bire bir yaşamış olan Muğla travestilerinden Gizem telefonda anlattı anladığım kadarıyla kısaca bahsetmek gerekirse; Muhtemelen duygusal ihtiyaçlarınızın tatmin edilmediği fonksiyonunu yitirmiş bir aileden geliyorsunuz; Duygusal ihtiyaçlar yalnızca sevgi ve iyi bir etkileşim değildir. Her ne kadar bu iki ihtiyaç önemliyse de, bunlardan çok daha kritik bir ihtiyacımız vardır ki; o da sezgilerimizin ve duygularımızın dikkate alınması ve onaylanmasıdır. Aileyi kuran eşler birbiriyle kavga ettikleri veya başka konularda birbirleriyle mücadeleye giriştikleri zaman çocuklarına ayırabilecekleri ne yeterli zamanları, ne de yeterli ilgileri kalır. Gerçek ölçülerde yeterli derecede yetiştirilmediğinizden, bu eksikliğinizi başkaları hesabına çalışarak bastırmaya çalışırsınız. Özellikle herhangi bir şekilde ihtiyacı olan erkeklere yardım ederek; Çocukların istedikleri, ihtiyaç duydukları sevgi ve ilgiden mahrum kaldıkları zaman nasıl davranacaklarını bir düşünün. Küçük bir erkek çocuğu kavgacı bir tavır takınır, huysuzlaşır ve iyice yaramazlaşır. Fakat bir kız çocuğu genellikle tüm ilgisini, çok sevdiği oyuncak bebeklerine çevirir. Bebeğini severek, onu sakinleştirerek, onunla ilgilenerek; onun ihtiyacı olan sevgiyi ve ilgiyi bebeğine verir. İşte sorunun kökü de burada yatıyor kadınlar sevilmedikçe sevgiye önem vermeye ve deli gibi sevmeye başlıyorlar bunun bir hastalık olduğunu bilin ve bundan bir an önce kurtulun siz değerlisiniz. Sevgiler İclal.

Fark et

İnsan olayların kendisinin gidişatın ve başına gelebileceklerin farkında olmalıdır.Farkı fark etmeli hatta ettirmelidir.İnsan bir damlacık sudan çamurdan nasıl yaratıldı bunu düşünmeli en önce neydin ne oldun ve ne olmaya niyetlisin.Anne karnına sığıyordun hem de az buz zaman değil tam dokuz ay yaşadın arada şimdi çıkmış dünya küçük diyorsun koca dünyaya sığamadın gözün doymuyor karnın doysa da hep açsın.Hiç düşündün mü peki boyun kadar bir mezara sığacaksın yine sevgili travesti dostlar amacım sitem etmek ya da birilerini yaralamak değil sadece farkına varmak gerekiyor insanız insan olmaktan başka da çaremiz yok.Nerede nasıl öleceğini bilmeden onlarca hesap plan yapıyorsun oysa sabaha çıkmaya bile garantin yok.Çalışıyor didiniyor onlarca servet yapmaya uğraşıyorsun oysa kefenin cebi yok ne getirdin hiç ne götüreceksin yine hiç sadece arkanda adın kalacak iyi veya kötü onu temize çıkarmak iyi anılmak için çalışmalısın. Hoş ne kadar iyilik yaparsan yap hep yaptığın kötülük konuşulur ya da saftı kötülük bile bilmiyorsun denilir haklısın insanoğlu çiğ süt emmişler yüzünden kirlendi. Siz sadece bunları yapın diye bir yazı göndermiş Antalya travestilerinden Melis ben de paylaşmak istiyorum biliyorum hepini aslında iyi insan olmanın yollarını biliyorsunuz ama kötüler kanıyor ve moraller bozuluyor. İnsanlara gülümseyin. Gülümsemek çevrenizdeki insanların moral seviyesini yükseltir. Çevrenizdeki insanlarla konuşun. Basit bir selam, merhaba kelimesi hoş bir gülümseme ile birleşince iletişim kurmak çok kolay hale gelecektir emin olabilirsiniz. Size yardım etmeyen birine yardım edin. Gördüğünüz iyiliği başkaları üzerinde deneyin. Karşılık vererek veya bekleyerek değil. Bir yabancıya iltifat edin. Tanımadığınız birine yapacağınız güzel bir yorum onların gününün güzel geçmesine yardımcı olabilir. Haksızlık olduğunu düşündüğünüzde fikrinizi belirtin. Sizi fikriniz de yanlış olabilir ama dile getirmekten korkmayın. Başkalarını affedin. Size haksızlık yapanlara bile nezaket gösterin. Küçük şeyler bile olsa fedakarlık yapın. Öğle yemeğinizi evsizlerle paylaşın. İmkanlarınız dahilinde ihtiyaç sahiplerine yardımlarda bulunun. Bunalımdaki insanlarla iletişim kurun. Bazılarının onları düşündüğü algısını yaratın. Sizin yardımınız haftalarca süren psikolojik destekten bile faydalı olabilir. Zamanınızdan feragat ederek çocuk bakın ya da yaşlı insanlara kitap okuyun. Yani zamanınızı başkasına verin. Sonunda işte hak ettiğini mutluluğa kavuşacaksınız sevgiyle kalın İclal.

Altıncı his

İnsan ve henüz çözülmemiş sırları benim de sürekli kafamda deli sorular dönüp duruyor. Çoğuna bir cevap bulamasam da bazıları için gerçekten altıncı his demek geliyor içimden. Mutlaka size de oluyordur bu anlaşılması zor bir o kadar da tanıdık durum değil mi travesti dostlar dilerseniz siz de başınızdan geçenleri paylaşabilirsiniz. Her gün yaptığınız beş şey, daha iyi bir yaşamın anahtarı olan sezgilerinizi devre dışı bırakıyor. Altıncı his, biz farkında olsak da olmasak da, günlük yaşantımızda çok güçlü bir rol oynuyor. Siz de sürekli, “Neden bütün aksilikler beni buluyor ya da hayatımda yolunda gitmeyen şeyler var?” diye kendinize soruyorsanız bu beş şeyden hangilerini sürekli yaptığınıza dikkat edin.  “Mutlu, sağlıklı, harika bir hayatım var.”diyorsanız, bunu sürdürmek ve çevrenize faydalı olmak için yine bu yazıyı okumanızı öneririm. Midenizde ansızın beliren bir ağrıyla kötü bir hisse kapıldığınızda, altıncı hissiniz sizi yakın bir tehlikeyle ilgili uyarmak için midenize tekme atıyor olabilir. Diğer taraftan aynı his size, eğer yeni bir iş fırsatı karşınıza çıktıysa onu mutlaka değerlendirmeniz gerektiğini de söylüyor olabilir.Psikoloji alanındaki pek çok araştırma bir muamma olan altıncı hissin varlığını ispatlar niteliktedir. Örneğin iki psikolog ile bir mühendisin sonuçlarını dünyaya açıkladığı bağımsız bir deneyde,  gönderici/iletici olan kişi binlerce kilometre uzaklıktaki alıcı konumundaki kişiye duygusal düşünceler göndermiş. Uzmanlar tam bu sırada alıcının parmaklarındaki kan hacminde gözle görülür bir artış gözlemlemişler. Bu da gösteriyor ki; alıcı gönderenin mesajını bilinç dışı seviyede, kendi bilinç alanında hissetmiş ve bedeni uyarıcıya tepki vermiştir.İnsan olarak bizim okulda, ailemizde ya da medyada bize öğretilenden, anlatılandan çok daha büyük, inanılmaz bir potansiyelimiz var. Ama bedenimizdeki ve zihnimizdeki blokajlar nedeniyle çoğunlukla Altıncı His fenomenini deneyimlemeyi reddediyoruz. Neden altıncı his devre dışı kalıyor bir bakalım bunu maddeler halinde anlattığım ilk kişi Ankara travestilerinden Bade idi ve dinledikten sonra tek kelimeyle doğru dedi. Sezginin en büyük düşmanı mantık, sizin iç güdüsel şeyleri hissetme yeteneğinize ve yüksek benliğinizle erişiminize ket vurabilir. Çoğumuz lineer düzlemde koşullanmış hayatlar yaşıyoruz. Okulda bize “neyi düşünmemiz” gerektiği öğretilir, “nasıl düşünmemiz” değil. Daha da önemlisi, ortalama müfredatta ezoterik konulara ve hislerinizin şifresini nasıl çözeceğinize asla yer verilmez. Analitik düşünce bize problemlerimizin çözümünde yardımcı olabilir ve asla göz ardı edilmemelidir ama aynı zamanda alternatif yollar keşfetmemizi sağlayan sezgisel bilgiyi kullanmamızı da engeller. Sezgi çoğu zaman mantıklı olmaz ama bu onun doğru olmadığı anlamına da gelmez. Sezginizin yolundan gidin, zihninizin sizi inanmanız için ikna ettiği şeyin değil. Sevgiyle kalın İclal.

Titreşim

Titreşim aranızda inanmayanlar olabilir saygı duyarım ama ben son zamanlarda okuduğum enerji kitaplarında bu konuyla sıklıkla karşılaşıyorum inanmasanız da siz travesti dostlarla paylaşmak istedim. Belki bir faydası olur zira ben denedim ve pozitifin gücünü almaya başladım. Her canlı ve cansız varlık bir titreşim yayar. Bazen misafirliğe gittiğinizde üstünüze bir ağırlık çöker ve kendinizi negatif hissedersiniz. Bu o evin negatif titreşimiyle ilgili olabilir. Yüksek titreşim pozitif iken düşük titreşim negatiftir. Her şey belli bir frekansta rezonans olur. Hepimiz belli bir frekansla hayatımıza başlarız ve bunu belli deneyimler yaşadıktan sonra yükseltebiliriz. Evimizin titreşimini yükseltmek için ne yapmalıyız. Dr Masaru Emoto’nun su üzerinde yaptığı basit bir deney var. Bu deney güzel sözler söylenen bir su ile kötü sözler söylenen bir su arasındaki moleküler fark ile ilgili. Suya söylenen güzel sözler suyun moleküllerini etkileyebiliyor. Bu yüzden evinize her girdiğinizde ve çıktığınızda mutlaka olumlu sözler söyleyin. “Evimi seviyorum” “Evim çok güzel” “Evimde çok huzurluyum” gibi sözler faydalı olacaktır. Bunu deneyen Bodrum travestilerinden Naz bana işe yaradığını ve artık evini daha güzel hissettiğini anlattı bu deneyden önce evini basık ve karanlık buluyordu oysa bu bir örnek siz de deneyip sonuçları bana yazabilirsiniz. Güzel ve zevkle oturacağınız bir ev enerjinizi yükseltecektir. Pahalı bir dekorasyondan çok sade ve size huzur verecek bir dekorasyonu tercih edin. Güzel ve huzur veren tablolar asın. Güzel kokulu mumlar koyun ve arada bir mutlaka yakın. Tütsü veya hoş kokulu yağlar kullanabilirsiniz. Huzur veren müzikler ve olumlu şeyler dinleyin. Evinizi mutlaka temiz tutun ve evinizde tütün ürünleri tüketmemeye dikkat edin. Duanın ruhsal gücü vardır. Evinizde bir odanıza dua asabilirsiniz. Dindar biri değilseniz Mantraları önerebiliriz. Evinizin yatmadığınız bir odasında çiçek yetiştirebilirsiniz. Aloe Vera bitkisi olabilir. Himalaya kaya tuzu lambasını evinizin bir köşesine koyabilirsiniz. Bazı taşların ve kristallerin enerjisi evinizin enerjisini değiştirebilir. Doğru ve yüksek enerjili metaryalleri evinizde bulundurabilirsiniz. Ayrıca bakır ve metalden yapılmış eşyalarda evdeki enerjiyi yükseltebilmektedir. Gümüş eşyalarda evinizin enerjisine büyük bir etki yapar. İyi günler dilerim İclal.

İnsan bağımlısı

İnsan insanı arar, sorar özler evet hatta etrafında insan arar o da doğru ama hiç insan bağımlısı olmayı duydunuz mu? İnsana bağlanan ve onsuz yaşayamayanlardan bahsediyorum. Hadi canım diyen travesti dostlara sesleniyorum aslında etrafınızda var bunlardan sadece dikkatli bakıp görmeniz gerekiyor. Bir arkadaşınızın, akrabanızın, sevgilinizin ve hatta annenizin çok ilgili, sevgi dolu ve sizi şaşırtacak kadar yardımsever olması her zaman sağlam bir ilişkinin göstergesi olmuyor. Zaman içinde sizi boğmaya başlayan bu ilgi, karşı tarafın “insan bağımlısı” olduğunun kanıtı belki de… Daha çok gündemde olan sigaraya, alkole, uyuşturucuya, yemek yemeye, bilgisayara ya da alışverişe bağımlı olan insanlar kadar sık konuşulmasa da “insana bağımlı” olarak yaşayanlar da var. Bağımlı kişilik bozukluğu adı verilen bu hastalıkta, kişi başka birinin desteği ya da yardımı olmaksızın hiçbir şey yapamıyor, hayatını sürdüremiyor, mutsuz oluyor, o kişi olmadan kendini yok sayıyor. Bir kişiye karşı duyulan önlenemez isteğin temelinde, kişinin başkası tarafından korunma ihtiyacı ya da bağımsız olmaktan korkmasının yattığını söylemeliyiz. Yetişkinlikte yaşadığımız psikolojik sorunların ve bağımlı kişilik bozukluğunun temeli yaşamın ilk altı ayında atıldığını da öne sürüyor uzmanlar. Yeni doğan bebek annesine ya da kendisine bakan, büyüten kişiye ikinci aydan itibaren bağlanmaya başlıyor. Bu kişinin duyguları ile kendi genetik yapısından aktarılan özellikleri birleşerek bir sonuca ulaşıyor. Bu ilişkide yaşanan en küçük sorun dahi ileriki hayatta psikolojik sorunlara neden oluyor. Böyle bir altyapısı olan kişinin sonraki yıllarda yaşadığı hüsranlar, kaybetme korkuları ve bağlandığı kişiden ayrılma endişeleri bu altyapıyı daha da geliştiriyor. Bu hastalığın tam nedeni bilinmemekle birlikte anne-çocuk ilişkisindeki aşırı otoriter ve aşırı korumacı tavrın buna sebep olduğu düşünülüyor. Sevgilisinden ayrılınca intihara teşebbüs edenlere bir bakın incelediğinde hep onsuz yaşayamam dediklerini göreceksiniz hatta yakın zamanda İzmit travestilerinden Asu’nun da başına geldi sevgilisi ayrıldıktan sonra tehdit etmeye başladı. Sensiz yaşayamam seni de beni de öldüreceğim gibi sonrasında şikayet dilekçesi ile polise giden Asu bu adamdan şehir değiştirerek kurtulabildi. Hastalık yani kısaca bu durum bir insana bağlanma hastalığı ve son raddeye gelmeden anlamanız mümkün değil. Umarım hayatın boyunca böyle insanlara denk gelmezsiniz sevgiyle kalın İclal.

Alkali beslenme

Beslenme konusunda sayısız yazılar okudunuz şunu yiyin bunu yemeyin falan fakat hepsinde yiyeceklerin kalorisinden yok şekerli tuzlu oluşundan bahsedildi peki hiç alkali diye bir şey duydunuz mu? Onu da ben yazayım siz travesti dostlar için istedim ve yazımı bugün o konuya ayırdım. Keyifli okumalar. Vücudumuzun sağlıklı bir şekilde çalışması için pH değerinin en uygun düzeyde bulunması gerekir. Bu uygun pH dengesi ortalama 7.35 düzeylerindedir. Gün içerisinde yediğimiz birçok yiyecek asidik olduğundan bu dengeyi bozar ve vücuttaki fazla asit hücrenin çalışmasına zarar verir. Zarar gören hücre döngüsünü tamamlayamaz ve bu durum organlara kadar yayılır. Yani sisteme vurulan küçük darbe katlanarak büyür. Bu sebeple de bağışıklık sistemi zayıflar, vücut yağ depolamaya başlar ve hastalıklar kapıyı çalar. Alkali beslenmenin temeli vücuda alınan gıdaların asidik düzeylerini azaltıp, sistemi en baştan çökertmemektir. Alkali beslenme bir diyet şekli değildir. Temelinde vücuda zarar verecek gıdalardan uzak durmaktır. Siz bu gıdalardan uzak durduğunuzda hem doğal olarak kilo verir hem de doğal olarak sağlıklı kalırsınız. Çünkü alkali beslenmede; un, şeker, trans yağ ve paketli ürünler gibi birçok sağlıksız yiyecek hayatınızdan çıkar. Geriye sebze, meyve, kararında protein tüketimi ve su kalır. Gereksiz ve asidik yiyeceklerle yorulmayan vücudunuz ne yağ depolama ihtiyacı duyar ne de sağlıksız bir yiyeceği vücuttan atacağım derken aşırı efor harcayıp organlarınızı yorar. Tüm vücudunuz ahenk içinde çalışır. Kendi diyet listesini hazırlayan Mersin travestilerinden Melis listenin her beden için ayrı olacağını belirtmiş yani herkes kendine uygun olanı kendi yazmalı. Alkali yiyeceklerle hazırladığınız menünüz vücudunuzun pH dengesini korur ve sizi daha sağlıklı biri haline getirir. Bilinen en sağlıklı alkali besinlerin başında; limon, yeşil yapraklı sebzeler, turpgiller, sarımsak bulunur. Alkali düzende bu yiyecekleri bol bol tüketmek ve dengeyi korumak önemlidir. Örneğin daha sabah kalkar kalmaz içeceğiniz bir bardak limonlu su ile pH dengenizi olması gerektiği gibi düzenler. Gün içerisinde tüketeceğiniz mevsimde yetişmiş bol sebze, öğün aralarında içeceğiniz doğal bitki çayları vücudunuzu rahatlatır ve asidik besinlerin tersine organlarınıza yük bindirmez. Sağlığımı için ne yediğimize dikkat edelim Mutlu günler İclal.