Tüm Modeller trv İclal

Travesti model sitesi şehirlere göre modeller.

Arkadaslar bilindiği üzere siterimizin sık kapanmasından dolayı, sürekli link değiştirmek zorunda kalıyoruz. Alttaki linklerden hangisinde arkadaş bulmak istiyorsanız oraya tıklayınız.

Travesti arkadaşlık [ istanbul travestileri ] başta olmak üzere [ ankara travestileri ] ve
[ istanbul anadoluyakası travestileri ] ve sırasına göre şöyle [ izmir travestileri ] , [ bursa travestileri ] diğer şehirler ise antalya travestileri gibi devam edersek. [ izmit travestileri ] ve [ kocaeli travestileri ] doğuya doğru gidersek [ diyarbakır travestileri ] [ gaziantep travestileri ] ve [ antep travestileri ] güneye inersek [ mersin travestileri ] orta anadolu da
[ kayseri travestileri ] [ eskişehir travestileri ] karadenizde ise [ samsun travestileri ] [ sinop travestileri ] [ ordu travestileri ] Egede tatil yöresi için [ marmaris travestileri ][ denizli travestileri ]yukarıya doğru çıkarsak [ sakarya travestileri ] birde [ ısparta travestileri ] orta anadoluda [ nevşehir travestileri ] de var. Bu sitelerin düzgünlüğüne rağmen Turk telekominikasyon başkanlığı hakszlık yapmaya devam ediyor. Birde [ konya travestileri ] var dı onu unuttuk. Güneydoğuda da [ gaziantep travestileri ] var. travesti iclal, travesti iclalin sitesi siteleri.

Travestiler

Modelleri görmek için travesti kelimesine tıklayınız

Akciğerleri temizleme

Akciğerlerimiz bedenimizin en önemli organlarından biridir. En çok görülen hastalıklar burada başlar ve mutlaka can alırlar. Öyleyse bu organımıza iyi bakmamız gerekiyor. Zamanla sigaradan, kirli havadan ve şehrin yorgunluğundan pes etmeye yüz tutan akciğerlerimiz için neler yapmalıyız? Tertemiz ciğerler için yapmamız gerekenleri siz travesti bireyler için bu yazımda anlatacağım umarım faydasını görürsünüz. Öncelik ile yapmanız gereken bir diyet programı varsa bu programa en az üç gün kısa bir ara vermek. Çünkü bu esnada tüketmeniz gereken bazı besinler olacak ve bu besinler sizin diyet programına uymayabilir. Ayrıca bu gıdaları tüketirken yan gıdalardan uzak kalarak bu gıdaların etkisini arttırmamız gerekir. Özellikle yağlı gıdalardan uzak kalarak bu işlemi hızlandırabilirsiniz. Sonrasında saflaştırma aşamasını uygulayacağız. Nedir bu saflaşma hemen onu da anlatayım. Bu aşamada uykudan önce bitkisel çay içmek gerekir. Bu sayede bağırsak fonksiyonları hızlandırılarak kabızlık etkisi uzaklaştırılır ve toksinlerin uzaklaşması daha hızlı hale gelir. Bu sayede akciğer için yükünün hafiflemesi demektir. Ayrıca kahvaltıdan önce 300ml suya limon suyu sıkıp içmeniz gerekir. Zaten biliyorsunuz bu limonlu su olayından defalarca bahsettik uygulayan İstanbul travestileri çok memnunlar. Sonrasında ise bol greyfurt ve ananas suyu tüketmemiz gerekir. Bu iki meyve doğal antioksidan açısından oldukça zengindir. Bu antioksidanlar akciğerimiz için oldukça büyük öneme sahiptir. Akciğer temizlenmesi esnasında bolca antioksidanlar görev almaktadır. Antioksidanların arkasından bize bolca potasyum lazım olacak. Potasyum kan basıncını düzenlemede görev almaktadır. Bu sayede vücutta tonik etkisi görmektedir. Özet olarak temizlik toniği görevini potasyum üstlenmektedir. Potasyum açısından zengin olan besinler tüketilmelidir. Özellikle fasulye, ıspanak, mantar, kuru kayısı, yağsız yoğurt, domates, havuç gibi besinler potasyum açısından zengin besinler arasındadır. Kahvaltı ve öğle yemeği arasında havuç veya havuç suyu tüketmeliyiz. Yemekten önce içilen havuç suyu kanı alkalileşme adına büyük bir etkisi vardır. Alkalileşme sayesinde kandaki ph değeri ayarlanır ve toksitler daha çabuk uzaklaştırılır. Yüksek alkali seviyesindeki kan akciğere giderek zararlı etkilerin uzaklaştırılmasında büyük etki sağlamaktadır. Şimdilik bu kadar devamı için bir sonraki yazımı bekleyin siz bunları yaparken ben onu hazırlıyor olacağım sağlıklı günler dilerim İclal.

Spiritüel semboller

Daha önce mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkmış olan ama çoğunlukla taşıdıkları anlamlarla ilgili pek de fikriniz olmayan spiritüalizm nedir ne işe yarar? Merak eden travesti bireyler için bugün yazımı bu konuya ayırdım. Sembollerin anlamlarını açıklamakla başlayacağım. Karmaşık ve derin anlamlara sahip olan bu semboller zihnimizde güçlü psikolojik etkiler yaratarak kendimizi bir şeylere bağlı, kimi zaman daha canlı ya da meraklı hissetmemizi sağlayabiliyorlar ilk olarak Arapça bir kelime olan Hamsa’dan başlayalım. Arapça’da 5 anlamına gelen “Hamsa” kelimesi bir elin 5 parmağını temsil etmektedir. Evrensel olarak da insanları kötülüklerden, kem gözlerden koruduğuna inanılır. İnanışa göre, bu sembolü taşıyorken birisi size kem gözleriyle baksa ya da zarar vermek istese bile hamsa sizi korur ve zarar görmezsiniz. Hamsa sembollü kolyeye sahip olan İstanbul travestilerinden Gizem onu boynundan hiç çıkarmaz benim de gümüş olanından var ama sanırım takmayı unutuyorum belki de unutmamam lazım. İkincisi Hayat ağacı sembolüdür. Hayat ağacının dünya çapında çeşitli kültürler ve dinlerde birçok anlama sahip olduğunu biliyor muydunuz? Hayat Ağacı doğum, yaşam, ölüm ve yeniden doğuşu temsil etmektedir, yani kısacası yaşam döngüsü anlamına gelmektedir. Hristiyanlıkta, Adem ve Havva’nın yasak elmayı bu ağaçtan kopardıklarına inanılmaktadır. Genel olarak, hayat ağacının dünyadaki 4 elementin (toprak, su, hava ve ateş) arasında bağlantıyı sağladığına inanılır ve bu ağaç yaratılıştaki her şeyin sonsuzlukla ilişkilendirilmesinin bir temsilidir. Yaşam Çarmıhı, Ankh, Antik Mısır’dan beri bilinen bir semboldür.  Genellikle, Ankh sembolü ebedi yaşam ve yenilenme ile ilişkilendirilmiştir. Günümüzde ise, hayatın anlamı ve spiritüel bilgelik anlamı taşınıyor. Antik Mısır’da Wadjet olarak da bilinen Horus’un gözü, her şeyi gören ve koruyan bir gücü sembolize etmektedir. Wadjet, papirüslerin ve firavunların koruyucusu olarak bilinmektedir. Mısırlı ve Orta Doğulu denizciler kendilerini güvence altına almak için gemilerinin başına bu sembolün resmini yaptırırlardı. Yin Yang, ikililiğin uyumunu sembolize eder. Aydınlık ile karanlık arasındaki dengenin anlamlı bir yaşam için bütünsel yaklaşımı sağladığına işaret etmektedir. Bunların pek çoğunu aynı anda da kullanabilirsiniz tercih size kamış sevgiyle kalın İclal.

Erkeklerin korkusu

Erkeklerin hiçbir şeyden korkmadığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz onların kadınlardan daha fazla korkuları vardır. Güçlü görünmeye çalışmak isterken bu korkularını gizlerler ama gizleyemedikleri tek korkuları cinsellik korkusudur. Etrafımızda kadınlarla ilişkiden kaçınan, evlenmekten neden hep uzak durduğunu anlamadığımız erkekler vardır. Bir türlü anlam veremediğiniz ciddi bir ilişkiden uzak durma tavrının altında erkeğin cinselliğe karşı deneyimsizliği, eğitimsizliği, korkuları bulunabilir. Duygularını açığa çıkaramayan ya da onlara göre hareket edemeyen bir erkeğin kendisiyle birlikte beraber olduğu kişiye de duygusal olarak zarar verme riski taşır. Çocukken yaşanmış cinsel istismar vakaları nedeniyle gelişen cinsellik korkusuna erkeklerde sıkça rastlanır. Çocukken cinsel istismara maruz kalmış bir erkek için genel olarak diğer insanlara açılmak ve onlarla ilişki kurabilmek neredeyse imkansız hale gelmiş olabilir. Bu durum her türlü istismar vakası için geçerlidir. Fiziksel, psikolojik veya cinsel istismara maruz kalmış kişilerin gelecek yaşamlarında cinsel hayatları ile ilgili problemlerle karşılaşmaları muhtemeldir. Çocukken maruz kalınan istismar tabii ki bir erkeğin hayatının başka yönlerini de etkiler. Böyle bir tacize maruz kalmak travmatize edici bir durumdur ve bir erkeği yapmak istediği şey için harekete geçmekten alıkoyabilir. Çünkü hayata karşı cesareti kırılmıştır. Bu olay bir erkeğin hayatını çok çeşitli yönlerden etkiler ve bunu kontrol etmek onun için mümkün olmayabilir. Çocukluk döneminde cinsellikle ilgili uygun olmayan bir olaya maruz kalmış ya da şahit olmuşsa, görmemesi, duymaması gereken cinsellikle ilgili bir durumu görüp anlamlandıramamışsa ve bu bilinçaltı düzeyde bir endişeye, korkuya yol açmışsa bu çocuk zihninde travma etkisi yaratmış demektir, yetişkin halini mutlaka etkileyecektir. İktidar sorunları, erken boşalma veya bir kadının sorumluluğunu üstlenmekten kaçınma gibi sonuçlar erkeği cinsellikten ve dolayısıyla bir ilişkiden ve evlilikten uzaklaştıracaktır. Erkeklerin bunca problemi varken hep güçlü görünmeye çalışmaları onları biraz daha ilişkiden kaçar hale getirir örneğin Bursa travestilerinden Bahar’ın son sevgilisi böyle bir sorun yaşadığı için çok sevmesine rağmen uzaklaşmayı ve unutmayı seçmiştir. Unutmak sevdiğini unutmak da o kadar kolay bir iş değildir hani aşk acısı çeken travesti bireyler ne demek istediğimi daha iyi anladılar sanırım. Sevgiyle kalın İclal.

Kendine dürüst ol

Sen sende olanı başkalarına verebilirsin. Sende olmayanı veremezsin. Şimdi bir aynanın karşısına geç, kendini nasıl görüyorsun? Dürüst içten bir cevap ver. Verdiğin bu cevap başkalarının seni nasıl gördüğü ile örtüşüyor değil mi? Şimdi bütün kusurlarınla kendini kabul et. Kendini sev, eğer sen kendini sevmiyorsan, başkaları seni nasıl sevebilir ki? Hayat bir aynadır. Sende olanı, sana yansıtır unutma! Cebinde paran yoksa başkalarına para veremezsin. Bu durum her şey için geçerli olduğu gibi sevgi için de geçerlidir. Başkalarına sevgi verebilmen için öncelikle sevgiyi kendi içimde hissedebilmen lazım. Bunun yolu da kendini sevmekten geçer. Sen kendini sevmelisin. Çünkü kendini sevmeyen başkasını sevemez. Günümüzde dürüstlük kavramı çok daha fazla önem kazanmıştır. Çünkü artık dürüst insanlara rastlamak eskiye oranla daha zor. Bu nedenle toplumuzun dürüst insanlara ihtiyacı var. Hal böyle olunca davranışlarımıza dikkat etmek ve her zaman dürüst hareketlerde bulunmak zorundayız. Verdiğimiz sözü yerine getirmeli, mutlaka açık sözlü davranarak insanları kandırmamalıyız. Yalandan korkmam yılandan korktuğum kadar demiş şair ben bu söze sonuna kadar katılıyorum bu hayatta rastladığım en dürüst insanlar ise travesti bireyler onların yalansız riyasız bir dünyası vardır. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın kıvırmadan düşündüklerini ortaya söylerler. İstanbul travestileri ile bu hafta bu konu hakkında biraz konuştuk insanlar neden yalan başvuruyorlar diye çıkan sonuç çok garip sadece daha fazla sevilmek için ne garip değil mi sevilmek için yalan söyleme ihtiyacı duyuyorlar. Ben bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Doğru ve dürüst olmak bize hiçbir şey kaybettirmez aksine bize çok şey kazandırır. Dürüstlük çok önemli bir erdemdir ve insan olmanın en başta gelen gerekliliklerindendir. Bu nedenle hayatımız boyunca her zaman doğru davranışlar göstererek dürüst bir insan olmaya dikkat etmeliyiz. Dürüst davranışlarda bulunursak çevremizdeki insanlar artar ve yakınlarımız tarafından çok seviliriz. Dürüst olmayan insanlar genellikle toplum tarafından da çok sevilmeyen kişilerdir. Sevilmek için yalana başvuranlar bunu aklınızdan çıkarmayın sevimli olmak adına kendinizi daha da rezil etmeyin. Sevgilerimle İclal.

Düşündüğünü gerçekleştir

Düşünmek insana özgü eşsiz bir duygudur beyinde gerçekleşir yürekte yer bulur. Düşündüğün şeylerin iyi olduğunu biliyorum peki neden onları gerçeğe dönüştürmüyoruz. Bunu yapabilecek yegane kişi sensin bir el at düşündüklerine travesti dostum düşünme eylemi gerçekleştirelim. Düşünce, zamanla ilgisi olmayan hayati, kozmik bir tasarıdır. İllüzyonu yoktur. Yüksek düşünce formlarını elde etmeye çalışınız ve sizin aslınızın kendi içinizdeki, benliğinizde olduğunu bilin. Bunu bir defa deneyin sonucu alacaksınız. Bedenimizin tamamı bir elektriksel mıknatıstır. Bu bakımdan düşündüğümüzü cezp ederiz. İyi bir şekilde yönetilen bir düşünce, ya cezb eder ya da reddeder. Akla gelenin ne olduğu önemli değil, önemli olan yıkıcı düşüncelerin yerine yapıcıları getirebilmektir. Bu, başlangıçta zor gibi gelebilir. Fakat yapılacak çalışmalar kısa zamanda faydalı sonuçlar verecektir. Bu şekilde kendi arzunuzla gereksiz ve işe yaramaz düşünceleri geri atabilmenin huzurunu hissedeceksiniz. Şahsi şeyler için telaşlanmayın. Her şey zamanı geldiğinde düzelecektir. Fakat zamanından önce değil. Tren istasyona gelmeden binemezsiniz. Sabrede ede, sabretmeyi öğrenirsiniz. Hiçbir zaman hiçbir şeyin sizi endişelendirmesine mahal vermeyin. İyi şeyleri aklınıza getirin ve depresyonlara yer vermeyin. Kollarınızı yukarı doğru uzatarak iyi tesir ve düşüncelerin benliğinizi yıkaması için dua edin. Sinirlendiğiniz zaman uzanın ve kendinizi serbest bırakın. Bu sizi dinlendirecektir. Mümkün olduğu kadar şirin görünmeye ve sanki her şey iyiymiş gibi hareket etmeye çalışın. Hüzün ile sadece aşağı güçleri üzerinize çekersiniz. Size gerekli olan yüksek güçlerdir ki onlar sayesinde yükselesiniz. Aşağı ya da yüksek güçlerin size gelmesi düşüncelerinize bağlıdır. Buna dikkat edin. Ego, yüksek güçlerin yerine kaim olmamalıdır. Bazıları egosunun altında o kadar alçalır ki düşünceleri körleşir gözleri kimseyi görmez olur. Bu duruma düşen bir arkadaşını uyaran Ankara travestilerinden Bade egonun insanı yarıda bırakmasından ve onunla birlikte atılan her adımın geriye doğru olmasından söz ederken yanlış düşüncelerin vardığı sonuçların zararlarını da bizzat yaşadığı arkadaşıyla bu aralar limoni olmuş Umarım hatalardan dönmeyi bilirler. Huy dediğiniz şey yanlış düşünceler sonunda ortaya çıkan bir ruh halidir. Huyların çoğunda bir parça ego vardır. Bunu anlamak için kendi kendinizi analiz gerekir. Bunu bulduktan sonra kabul etmek, biraz cesaret isteyen bir iştir. Can çıkar huy çıkmaz demeyin deneyin sevgilerimle İclal.

Zayıflamanın en kolay formülü

 

Zayıflamak evet sağlık için temek ihtiyaçlarımızdan biri illa fit bir kiloda olmaya sağlıklı beslenmeye zorunluyuz. İpin ucunu kaçıranlar için ise bu yazıyı okumalarını tavsiye ediyorum. Evrende bulunan canlı ve cansız her şey enerjiden ibarettir. En güçlü enerjilerden bir tanesi, vücudumuzda da fazlasıyla bulunan ‘su’ dur. Suyun bu güçlü enerjisini kullanarak istediğimiz fiziki görünüme sahip olmamız mümkün.  Yapmamız gereken temel şey; vücudumuzun su enerjisini daha fazla harekete geçirmek. İlk olarak vermek istediğiniz kiloyu hesaplayın. Daha sonra –olmak istediğiniz kiloda daha önceden bir fotoğrafınız varsa (fotoğrafı olmayanlar olmak istediği bedene ait temsili bir resim kullanabilir), bunu fotoğrafçıdan en büyük boyda çıkarttırın ve evinizde istediğiniz bir yere asın. Güne başladığınızda o fotoğrafa bakarak 21 kez sesli bir şekilde; ‘’ İstediğim görünüme sahip olduğum için çok mutluyum. Teşekkür ederim. ‘’ diye tekrarlayın. Her gün aynanın karşısında 15 dakika boyunca, bedeninize bakarak ; ‘’ Bedenim ile iş birliği içerisindeyim. İstediğim görünüme sahip olduğum için bedenime teşekkür ediyorum. ‘’ diye tekrarlayın. Yirmi bir gün kötü alışkanlıklardan kurtulmak için bilinçaltına verilen süredir. Bu yöntemi daha önceki yazılarımın birinde yazmıştım yeniden değinmek istemiyorum. Ama unutmayın yirmi sayısı çok önemli ne eksik ne de fazla olmasın bu yöntemi uygulayan travesti bireylerden güzel dönüşler gelmeye başladı bile siz kış aylarında spor salonlarında ter dökerken Ankara travestilerinden Bade bu yöntemle tam beş kilo verdi. Yediğiniz ve içtiğiniz her şeyle konuşun.  Örneğin; Sevgili makarna, seni birazdan yiyeceğim ve zayıflamam için bana yardımcı olacaksın. Kilo enerjisi yaratmadan bedenimden tekrardan gideceksin.  Unutmayın yiyeceklerin de birer enerjisi vardır. Kendiniz için özel bir şişe alın ve günlük suyunuzu doldurun. Daha sonra (her gün yeni suyu eklerken) suya bakarak 21 kere; ‘’ Seni vücudumun iksirli suyu ilan ediyorum. Senin görevin, metabolizmamı ve fit görünümümü desteklemek olacak. Seni seviyorum. Teşekkür ederim. ‘’ diye tekrarlayın ve nefesinizle suya üfleyin. İnanmak başarmanın yarısıdır lütfen inanarak uygulayın sevgiler İclal.

Film gibi hayatlar

 

Ekrana çıkan aktörlerin hepsinin kusursuz bir teni olması parlak ciltlere sahip olması gerekir ekran camı en küçük bir Hatay dahi affetmez. Şimdilerde bin çeşit makyaj hilesi ile bunların aşıldığını görmekteyiz aslında asıl güzellikler eskidendi yani eski artistler sahiden güzeldi. Ağzı küçük göstermek için, dudakların merkezi kısmına allık ve bunların kaybedilmez kısmına da, yüze sürülen sürülür. Çinliler gibi çekik badem gözlü olmak için de göz kapaklarının yarığı mavi boya kalemiyle uzatılır ve göz köşeleriyle şakak altına da tecavüz edilir. Burun da arzuya göre incelir veya kocamanlaşır. Kalın, kısa veya yayvan bir burun, ekranda ince ve düzgün çıkabilir; bunun için de burun kanatlarına koyu kırmızı boya sürülür ve üst tarafına da açık bir boya gayet beyaz bir çizgi çekilir. Akşam olup sahneden inen artist yüzünü yıkadığında acı gerçek de gün yüzüne çıkar basit bir çirkinlik değildir sadece görünen gece çalışmanın verdiği izlerle gelen yıpranmış bir yüzdür. Her film bir gün biter bizim de filmimiz öldüğümüzde son bulacak. Sevgili travesti bireyler bir filmin acıklı sahnelerinden fırlamış gibi bir yazıyı kaleme alan İstanbul travestilerinden bir dostum paylaşmam için bana göndermiş ve noktasına virgülüne dokunmadan paylaşıyorum umarım beğenirsiniz. Önemli olan ise filmden tat almakta yani yaşamı ıskalamadan takılmadan yaşamaktadır. Film bitti, koparalım tüm bağları, kayışından kopan saatim gibi durduralım zamanı, duruversin en güzel yerinde, ortasında bir kavuşmanın dinginliğinde, çavlanların serinliğinde yıkansın. Yeniden tüm bedenimiz saflığın, masumiyetin en iyi dileklerin kesişiminde öylece kalakalmış bir gülücük gibi yüzünde, gözlerinden süzülen yaşları ellerimde topluyorum ben bu filmi defalarca izledim sonunda hep sana dönüyorum. Bir kırık aynanın önünde durmuşum, yüzümü seçemiyorum. Renkli sinema gelmemiş daha yurduma bütün renkleri senden öğreniyorum. Beyaz saçlarına düşmüş, siyah gözlerinin haresinde, yeşille maviyi boşa arıyorum. Sana beyaz bir güvercinle selam gönderiyorum. Filmin son sahnesi sakladığın mendili çıkar, mutlu biten bir film yok hayatın sonu gibi hep aynı yere çıkıyorum. Sevgiyle kalın İclal.

Sözün gücü

İnsanlık dünyada var olduğunda herkesin aynı dili konuştuğunu iddia eden bir efsane okumuştum. Birbirini anlayan bu insanların arasında inşa edilecek bir bina yüzünden tartışma çıkıyor ve herkes kendi istediğinin olmasını istiyor. Tanrı bundan rahatsızlık duyduğunda ise insanlara farklı diller veriyor sonrasında birbirini anlamaktan uzak düşen insanlar yeni kavimler oluşturarak inşa edilmesi gereken yapı yüzünden savaşmaya başlıyor. Bu efsane ne kadar gerçek bilemem ama aynı dili konuşsak bile birbirimizi konuşarak anlayamayacağımızı net olarak açıklıyor. Yabancı Ülkelere seyahati çok seven İstanbul travestilerinden Gizem gittiği her yerde anlaşabildiğini söylemişti nasıl dediğimde bana gülümseyerek cevabını vermişti. Demek ki insanların anlaşması için birinci şart dil değil. Dil farklı olsa da söz önemlidir. Evrende kaybolmayan tek şey sözün enerjisidir. Söylediğiniz her kelime evrende yok olmadan bir yerlerde geziniyor. Sözler asla basmakalıp olmamalıdır, alışkanlık eseri kullanılmamalıdır. Her kişinin sonsuz başlangıcında sözler vardır. Sözlerle arkadaş edinirsiniz, sözler aracılığıyla kendiniz bağlar, sözlerle iftira atar, yine sözlerle methiyeler düzersiniz. Söz bir titreşimdir havanın olduğu yerde ses daimi olarak mevcuttur. Evrensel bir dil kullanıyorsanız evrensel bir bilince sahipsiniz demektir. Dilinizin söylediğini beyninizle hissetmek zorundasınız. Kirli bir zihin, kişinin benlik algısını bozabilir. Hatta bazen benlik algısı o denli bozulur ki, kişi kendisine duyduğu saygıyı yitirir. Öz-saygı yitirildiğinde erdem de onunla birlikte kaybolur. Erdemin olmadığı yerde söz de kayıptır. Herkes ses çıkarabilir ama söz söylemek bir sanattır. Sözünüz kaybolmasın sonsuza kadar değerli olsun istiyorsanız ne söylediğinize dikkat edin. Barış, sevgi, dostluk, insanlık tarihi boyunca değişmeyecek sözlerdir siz dudaklarınızdan dökülen sözlerle var olun. Bu gezegendeki en yüksek, en etkili enerji, sözdür. Hiçbir şey sözün ötesinde olamaz, olmamıştır, olmayacaktır Bu nedenle, sözün gücünü bilinçli bir şekilde idrak etmeliyiz. Sözün gücünü idrak ettiğimizde ve sözün ardında durması için tüm zihnimizi harekete geçirdiğimizde tüm dünyayı bizim için yaratabilecek olan sözü yaratırız. Sözlerinizin içinde sonsuzun kuvveti varsa, erdemliyse dudaklarınızdan dökülenler ve onlara layıkıyla değer veriyorsanız, muazzamın da en muazzamı sizsinizdir. Dudaklarınızdan dökülen sözler insan olarak değerinizi belirler. Sözünüz sizin değerinizdir. Bakmayın “ Söz uçar yazı kalır” diyenlere siz sözlerinizle İnsan olun sevgiler İclal.

Dinlemeden anlamaya çalışmak

Hayatı vıdı vıdı ile geçirmeye çalışırken, fark ediyoruz belki de “aslında çoğu şeyi ben hiç dinlemeden yorumlamışım”  egomun bana bir oyunu olsa gerek dinlemeden anlam çıkarmak. Birini can kulağıyla dinlemeyeli ne kadar vakit oldu hatırlamıyorum kafamın içinde bir ses hep engel oldu bana dinlemeyi öğrenemedim. İtiraf ediyorum evet ben dinlemeyi bilmiyorum. Bir sohbetin tam orta yerinde lafa girip, kulağıma dolan bir iki lakırtıya yorum yapmaya bayılıyorum. Hele bir de o iki lafın üzerine şöyle okkalısından kendimce bir kaç cümle kurabildiysem değmeyin keyfime. Her konuda önceden hazır önyargılarım var benim, iki kelime duyunca üstüne hikaye yazmam da bu yeteneğimden gelir. Kafamın içinde dolaşan vıdı vıdıları da ekleyince şahane bir insan çıkıyor ortaya çokbilmiş, her konuda bir fikri olan ve en güzeli sıkı durun, akıllı kadın damgasının üzerime cuk diye oturması. Size de denk gelmiştir mutlaka bir dedikodu çalınır kulağınıza, ilk ağızdan dinlediğinizde ne var ki bunda diyebileceğiniz ama araya giren bir sürü ağız sonrası lafı söyleyen görse tanımaz inkar eder eh zaten inkar eden de bizden değildir. Ayşe’nin sevgilisi doktormuş başta son bağlamda ambulans şoförü oluvermiş. Ayşe görse sevgilisini bir kaşık suda boğacak. Oysa bir önceki ağızda yakında düğün dernek kuracaklardı. Dedikodudur her duyduğuna inanma diyor kafa sesim.Aman yine dünya kadar laf salatası yapıp önünüze koydum bir şey anlayacağınız varsa da kafanızdaki ses anlamanıza izin vermesi. Tıpkı televizyon dizilerinde kalıplaşmış düşünce sisteminin harikaları olan uzmanların hazırladığı hikayeler gibi ne anlatmak istiyor bu yazı diye bakakaldınız. Sanırsam, çokbilmiş biri olarak söylüyorum bunu dinlemeden anlamaya çalışmak insana özgüdür ah bir de dinlesek anladığımızı demek istiyor. Önyargılarını ve kafanın içindeki “vıdı vıdı” ları susturduğunda aldığın bu mesajı tanıdığın 7 kişiye göndermeyi unutma. Mesajı alan sevgili travesti bireyler çoktan ne denmek istendiğinden yola çıktılar bile dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur misali, şimdi Antalya travestilerinden Ayça, kafandaki seslerden kurtulmayı seçiyorsun. En azından insanı anlamak için yola çıkınca bir hedefin var ve ben diyorum ki hadi hedefimiz yine insan olsun sevgiyle kalın travesti İclal.

Kefir

Bazı gıdalar yüzyıllardır varlıkları ile sağlık dağıtmayı sürdürürler bunların bize en özgü olanı ise tabi ki kefirdir. Kefir  Kuzey Kafkasya kökenli probiyotik bir süt ürünüdür. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan ve Kafkasyalıların sağlıklı ve uzun yaşamlarının sırrı, gençlik iksiri olduğu kabul edilen kefirin nasıl yapıldığı uzun süre gizli tutulmuştur. Kefir sütün mayalanması ile elde edilen tadı sodalı ayrana, kıvamı bozaya benzeyen fermente bir süt içeceğidir. Mayalanma sırasında oluşan karbonmonoksit sayesinde köpürme özelliği vardır. Diğer fermente süt ürünlerine göre daha farklı ve ferahlatıcıdır. Kafkasya’da dağlık bölgelerdeki keçilerin sütünden serinleme amacıyla yapılan, ancak sonraları yapımında koyun ve inek sütü de kullanılan kefir buradan dünyaya yayılmıştır. Rusya’da yapılan bir araştırmada yoğurtta 2 adet olan probiyotik bakterinin kefirde 25-30 adet olduğunun tespit edilmesi üzerine tanınmış ve popülaritesi giderek artmış İskandinav ülkelerinde, Avrupa’da, ardından Amerika ve Japonya’da üretilmiştir. Kafkas göçmeni olan travesti bireyler bu içeceği bizden çok daha iyi bilirler bunların arasında benim kefir yapmayı öğrendiğim İzmir travestilerinden Nurbanu da var.Ben gerçi biraz tembel çıktım kefiri kendim yapmak yerine marketlerden almayı tercih ediyorum ama illa güvenilir marka olmasına dikkat ederim.Kafkaslar hayvan postlarından yapılan tulumların içerisine koydukları keçi sütünü fermente ederek kefir hazırlıyordu. Fermente olmuş sütün bir kısmı bu tulumların içinden alınarak yeniden taze süt ekleniyor, böylece sürekli ve doğal fermantasyon sağlanıyordu. Fermantasyondan birkaç hafta sonra tulumun iç yüzeyinde tabaka şeklinde biriken protein pıhtılarını içeren karnabahar benzeri yapılar oluşuyordu. Bu tanecikli, süngerimsi yapılar alınıp bölünerek kurutuluyordu. Kefir mayası olan bu küçük parçalar kefir tanesi, kefir danesi veya kefir tohumu olarak da biliniyor. Tanecikli yapısı kefiri diğer süt ürünlerinden ayırmaktadır. Sütü fermente eden bu kefir tanelerinin en önemli özelliği fermentasyon sonrası süzülerek tekrar kullanılabilmesidir. Kefir taneleri beyaz-sarımtırak renkte, çapı 1-2 mm ile 3-6 mm arasında değişen, karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir. Şekilleri düzgün değildir, suda erimezler. Süte ekleyince şişerler ve renkleri beyazlaşır. İyi bir kefir tanesi esnek, yumuşak ve yapışkandır. Kefir görünce şaşırmayın diye bunları anlattım. Yapımı mı o ben de hala sır şaka tabi ya isteyen herkese veririm. Sevgiler İclal.