Travestiler

Modelleri görmek için travesti kelimesine tıklayınız

 

Yok aslında farkımız

İnsan beyni hiç de öyle sanıldığı kadar muhteşem değil çünkü hayvan beynine çok benziyor. Aradaki fark sadece yüzde dört ve bizi bu yüzde dört insan yapıyor.   İnsan beynini anlamak için önce hayvan zihninin iyice öğrenilmesi gerekiyor. İnsan beyni için önce hayvan zihninin iyi algılamamız gerekiyor. Hayvanların da bir beyni var ve maalesef biz insanlar bunu unutuyor beyni olan tek canlının kendimiz olduğunu düşünüyoruz. Oysa beyinden söz edeceksek ilk kabul etmemiz gereken beyin değil, beyinler olduğu gerçeğidir. İnsan zihninin diğer canlıları düşünürken verdiği örnekler ve yaptığı yorumlar da bu anlayışın doğal bir uzantısıdır. İnsanlar hayvan zihninin işleyişini yorumlarken ne düşünürler ne de hayal ederler. Yaptıkları tek şey hayvan davranışlarının nedenlerini insan zihnini genellemeleri içinde açıklamalarıdır. Bu yaklaşım da doğal olarak zihnin evriminin kurallarına aykırıdır. Bu yaklaşıma antropomorfizm deniyor. Antropomorfist yaklaşım sadece biyolojide tek bir standart sahibi olma anlamına gelmiyor. Aynı zamanda madde ve fizik kurallarına aykırıdır. Çünkü madde ve fizik olayları biyoloji, gibi aynı kurala bağlıdır: Karmaşık olguları anlamanın yolu daha basit olguların anlaşılmasından geçer. Tabi bu sözler bana ait değil büyük bir profesör söylemiş ama güzel söylemiş ben de sizinle paylaştım ki dünya üzerinde kendimizi eşsiz zannetmeyelim. Hayvanların da canlı olduğunu bir beyinleri olduğunu hatırlayalım. Belki bu sayede onlara eziyet etmekten vazgeçeriz. Evinde beş kedi iki köpek besleyen Adana travestilerinden gökçe bunun farkında onarlın beyni olduğunu düşünebildiklerini biliyor ama kaçımız daha bunun farkında ben cennette de onların en baş köşede yer alacaklarına inanıyorum. Ödül ve haz mekanizması abartılı bir şekilde çalıştığından ödül ve haz peşinde koşmaktan kendimiz alamıyoruz, ödül ve haz mekanizması yeterince çalışmayınca depresyona giriyoruz. Bu kadar net. Dolayısıyla bunu çalıştıran maddenin de özellikle dopamin olduğunu hatırlarsak tam anlamıyla hipotez tamamlanıyor. Beynin en önemli mekanizmalarından bir tanesi ödül ve haz mekanizmasıdır. Normal sayılan insan beyni bunun kontrolünde çalışır ve sadece insan beyni değil onun bilgilerinin üzerinden geldiği hayvanlarda da bu böyle çalışır. Onları da anlayalım sevgiler İclal.

Kilo kontrolü

Son yıllarda etraf obez insanlarla doldu. Oysa daha on yıl önce insanlar bu kadar tembel değillerdi. Şimdi bakıyorum etrafıma hep bir ne yiyelim telaşı içinde hayat yaşanıp gidiyor. Sanki bu dünyaya sadece yemek yemeye gelmişler. Vücudun aşırı yağlanmasına obezite deniliyor ve bu bir hastalık en azından diğer bütün hastalıklara kapı açtığı kesin olarak söylenebilir. Son yıllarda görülen obezite oranındaki artışta, beslenme türü kadar fiziksel aktivitedeki azalmanın da büyük rolü olduğu biliniyor. Günümüzde kilo vermek için birçok yöntem olmasına rağmen, verilen kiloların kontrolü konusunda çoğu insan başarısız oluyor. Yaşın ilerlemesi ile metabolizmanın yavaşlaması ve fiziksel aktivitedeki değişiklikler kişilerin kilo almasını kolaylaştırıyor. Bu nedenle alınmış kiloyu vermeye çalışmak yerine , sağlıksız kilo alımı önceden önlenmesi gerekiyor.Kilomuzu kontrol altında tutmak için öncelikle düzenli eğzersiz yapmamız gerekiyor ve ben her zaman diyorum ki spor salonlarını boş verin çıkın sokağa yürüyün. Mesela Antalya travestilerinden bir dostum arabasını garaja kilitledi her gün en az on bin adım yürüyerek her yere yürüyerek gidip geliyor. Bu bile sağlıklı bir vücut için yeterli bir de kilonuz için yanında hafif sporlar yaparsanız zaten sağlıklı olursunuz. Kilo kontrolü için günde en az 60 dakika orta düzeyde ve haftada minimum üç gün tavsiye ediliyor. Üç günlük bir egzersiz programının kiloyu korumak için, daha fazlasının ise kilo vermek için gerekli olduğu ifade ediliyor. Tempolu yürüyüş, koşma, yüzme, tenis, bisiklete binme, aerobik egzersizler revaçta olan egzersiz tipleridir. Günlük hayatımıza katabileceğimiz küçük fiziki aktiviteler ile de kalori harcamak mümkün. Araba yerine bisiklet kullanmak ya da yürümek. Toplu taşıma araçlarından bir durak önce veya sonra inmek. Asansör yerine merdivenleri kullanmak. Günde kırk ya da kırk beş basamak merdiven çıkmak yılda iki kilogram günde yüz seksen basamak merdiven çıkmak yılda sekiz kilo yağ kaybı demek. Her gün vücudunuzun karın-kalça-omurga-kol ve bacak gibi belli kas gruplarını dengeli bir şekilde çalıştıran egzersizler uygulayabilir, kontrollü bir şekilde ağırlık çalışabilirsiniz. Sağlıklı bir vücut hastalıklardan uzak bir vücut emek ister. Kendinize iyi bakın güzeller İclal.

Fedakarlık

Sevdiğin insanlar iyi olsun diye hep kendinden eksiliyorsun veriyorsun hiç karşılık beklemeden sonra adı hep yapmasaydın oluyor. Bu dünyada çok sevdiğin insan yok belki ama hayatını onlara adamış biri olarak hiç eksilmesinler hep seninle mutlu olsunlar diye dilekler tutuyor. Gece gündüz dualar ediyorsun çünkü sen dünyanın en fedakar insanısın. Annen, baban, kardeşlerin çocukların, eşin, herkes iyi olsun diye diye kendini paralıyorsun. Sürekli fedakarlık yaparak, kendi özünü kaybettin. Sen kendini ikinci plana atarak tüm hayatını onlardan bir parça sevgi alabilmek için, huzursuz, mutsuz ve hayal kırıklıkları içinde sürdürüyorsun. Çok vermek adına kendini kandırıyorsun, ne kendince çok verdiklerinin, ne feda ettiklerinin karşılığı geliyor, ne de değerin biliniyor. Oysa kötü biri olsan onlar senin yaptığın iyiliği bir çırpıda anlarlar üstüne takdir ederlerdi. Sanırım dünyanın kuralı bu iyi olanlar hep kaybediyorlar çünkü onlar dövüşmenin sadece adil olanını biliyorlar. Tıpkı bütün birikimini ailesine hiç düşünmeden veren Bolu travestilerinden bir dostum gibi sonra ortada kalıveriyorsun demişti. Hangi kapıya gitsen artık verecek bir şeyin olmayınca açılmayan duvar olan kapılar karşılıyor seni. Ne acı iyi olmanın bedeli ne çok ağır geliyor. Sen fedakarlık diyorsun bazıları sadece saflık yaptığını düşünüyor. Herkes önce kendini düşünmeye o kadar çok alışmış ki iyiliğini anlamaya dimağları yetmiyor. Aslında hep veren taraf olarak önce kendi değerini sen düşürüyorsun sonra başkalarının seni yaralaması için fırsatlar sunuyorsun. Kendini feda ederek bu gerçeği sen yaratmış oluyorsun. Karşındakini sana verdiklerinin karşılığını vermesi için beklentiye girmek, onun değişmesini ümit etmek senin egonun sana oynadığı bir oyundan başka bir şey değildir. Şairin söylediği gibi” Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda mı?”Onu dalından koparıp yiyorsun. Sen onu yediğin için mutlusun ama elma yendiği için mutlu mu? Evet sevginin kaynağı sensin işte bu yüzden herkes sevdiğinden emin ama sevildiğinden emin değil. Birilerine kendini sevdireceksin diye kendini feda etmenin bir anlamı yok. Önce sen unutma kıymetli olan değerli olan sensin bu hep böyle kalsın. Sevgiyle kal İclal.

Bazı ıllerimiz de az travesti var

Örneğin ısparta travestileri gibi.

Türkiyede 5000 civarında trv arkadaşlar bulunmakta bu illerde az travesti olması şehirlerin küçüklüğü ilede alakalıdır. Bu illerimizde genelde kendi şehirlerini tercih eden travestiler bulunmakta ve yabancı model yok denecek kadar azdır. Örneklerden biride diyarbakır travestileri ve manisa travestileri, Manisa da iki veya üç tane arkadaşımız var.

En çok model İstanbul, İzimir, Ankara, Bursa, Antalya Mersin, Adana, Kocaeli, Samsun, Sakarya gibi illerimizdedir. Bu arada bir de malatya travestileri var orada da en fazla üç arkadaşımız bulunmatadır.

Botoks yaptırırken dikkat!

Yaşlanma başladığında hemen aklımıza acaba gidip biraz gerdirsem mi sorusu takılıp durur.Benim arkadaşlarımdan bazıların tercihi bu konuda ilk akla gelen botoks yaptırmak oldu. Oldukça kısa süren botoks işlemi, kazayağı, alın, boyun, kızgınlık çizgisi, kaş kaldırmak için, terlemeyi önlemek için kullanılabilir. Uygulama süresi 10-15 dakikadır. İşlem sonrası bir acı ve sızı hissedilmez. Hastalar uygulama sonrası hemen normal iş hayatına dönebilir. Botoksun uygulandığı gün spora, kuaföre veya saunaya gidilmemesi önerilir ayrıca 3 gün havuza gidilmemelidir. Aynı gün uyku pozisyonuna dikkat edilmeli yüz üstü yatılmaması gerekmektedir. Botoksun tam etkisi 5 ile 7 gün arasında tamamen görülür. Botoks aslında kısa süreli bir felci andırıyor. Botoks enjekte edildiği alanda geçici felç oluşturur, kaslar gevşer ve dolayısıyla mimik kaslarına bağlı oluşan kırışıklıkların önüne geçilir. Doğru uygulandığında çok fazla faydası bulunan botoks işlemi, ifadeyi değiştirmez, kişi mimiklerini kullanabilir. Botoks soğuk zincirle taşınması gereken ürünlerdir. Eğer gittiğiniz klinik bu sürece dikkat etmemiş ve ürünlerin muhafazasını iyi yapmamışsa, bozulur ve dolayısıyla etkisi azalır. Botoksun fayda etmemesinin bir başka sebebi de minimum dozun altında kullanılması ve bedenin buna antikor üretmesi olabilir. Bu şekilde bedende bir antikor oluşmuşsa, sonrasında yapılan botoks uygulamasının hiçbir faydası olmaz çünkü beden anında botoks molekülünü parçalar. Bu sebeple botoksun işin ehli ve bu tarz uygulamaların ciddiyetini ve hassasiyetini bilen doktorlarca yapılması şarttır. Botoks ile kırışıklık ve deride ki çizgiler geçici süre yok edilir. Botoks tedavisinin etki süresi 4-6 ay civarındadır. Etki süresi kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Bu süreyi yaş ve uygulanan bölgenin durumu etkilemektedir. Hamile veya emziren bayanlar dışında hemen hemen herkes botoks işlemi yaptırabilir. Gereksiz yere değil ama illa ki gerekiyorsa kolay bir işlem olan botoksu tercih etmenizi öneririm. Önemli olan kendimizi iyi hissetmek ise bazen biraz acıya ve eziyete katlanmalıyız. Aynı zamanda botoks kronik migreni ve baş ağrısını tedavi etmekte kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. Kronik migren, gündelik yaşamı aksamasına yol açacak düzeyde şiddetli baş ağrısı ve zonklamalara sebep olan ve tüm dünyada en sık karşılaşılan kronik bir baş ağrısı çeşididir. Hangi bölgeye ihtiyacınız varsa oraya korkmadan yaptırın önemli olan güzelliğimiz bozulmasın ve yüz ifademiz değişmesin güzel kalın sevgilerimle İclal.

Reality show

Televizyonlarda izlenecek bir şeyler var mı diye her baktığımda karşıma reality show proğramları çıkıyor. Sürekli bağıran, ağlayan olay çıkaran insanlar topluluğunu izlemeye bayılıyoruz ya yapımcılar da işin yolunu bulmuşlar. En iyi olay çıkaranlar en sorunlular itina ile toplanmış reyting uğruna piyasaya sürülmüşler. Siz de böyle programlarda boy göstermek istiyorsanız bazı kriterlere uymanız gerekiyor. Zayıflıklarınızdan bahsedin. Baskı altında şiddet gösterme eğilimi, geçmiş rezaletler, fobileriniz… Dökün ortaya. Tikli misiniz, tıka basa yiyip sonra kusuyor musunuz, kronik yalancı mısınız, aileniz yaptığınız rezillikler yüzünden artık sizinle selamı sabahı kesmiş durumda mı bunları anlatın. Yapımcılar bunlara bayılır. Reality dünyanın en popüler ve karlı televizyon programcılığı türlerinden biri. Reality show‘ların hepsi başarılı olmasa bile, hatırı sayılır bir kültürel etkisi var. “Reality show’ları izlemiyorum” deseniz bile, neredeyse günün her saatinde farklı bir kanalda yer alan bu programları görmezden gelmeniz biraz zor. Senaryolar genellikle yabancı uyruklu yani çoğu bizim kültürümüze uymuyor bile ama kimin umurunda mesela ıssız bir adada güzel vücutlu kadın ve erkekler yarışıyor biz gözümüzü ayırmadan seyrediyoruz. Evlilik programlarından bahis açmaya bile gerek yok herkes zengin koca ya da güzel bir eş derdine koşuyor bu programlara sonra gelsin kavgalar, gitsin çaylar bayılıyoruz. Katılımcıların dikkat çekmek için yapmadıkları yok. İstediklerine ulaşmak için her yol mubah ve elbette onların bu halini izlemek çok eğlenceli. Sonra röntgencilik, bakmamanız gereken şeylere bakmak gibi bir başka durum daha var. Hiç tanımadığımız insanlar hakkında sonsuz bir dedikodu fırsatı sunuyor. Sonsuz drama, gözyaşı, nefret, intikam hepsi burada üstelik bedava aç televizyonu seyret. Daha ne olsun? Oturduğunuz yerden Big Brother yarışmacılarından biri olmadığınız için sevinmenize gelince, bu sizi onlardan daha üstün biri değil, tıpkı benim gibi sıradan bir izleyici yapar, rahatlayın yani hepimiz aşağı yukarı onları izlerken aynı şeyleri hissediyoruz. Reality show’lar çok seviliyor, çünkü temelinde rekabet var. Para için, erkekler için, tatil için, ün için büyük çekişme dönüyor. Seven sevsin izlesin kimseyi tercihleri ile yargılamayacağım ama arada ne oluyor da demek lazım değil mi? Sevgilerimle İclal.

Travesti siteleri neden kapanıyor.

Dikkat ederseniz travesti siteleri çok sıklıkla kapanıyor ve bunu haksız bir şekilde yapmaya başladılar.

Neden mi haksız bir şekilde kapatıyorlar diyorum?

Şöyle ki! Bakınız www.marjinal.biz sitesine bir giriniz lütfen içeri de ne var. Girdiğiniz de sadece yapım aşamasın da olan ve kesinlikle o siteye açık hiç bir resmin yüklenmesine izin verilmediği halde idari tedbir konulmuş. Defalarca TiB’e itiraz etmemize rağmen ısrarla açmıyorlar. Burada çifte standart uygulandığını belirtmek isterim. Içerisinde model olan travesti yazınca da çıkan siteleri bir inceleyiniz bir çoğu uzun süre kapatılmadığı halde sadece travesti İclal’in siteleri üzerinde durulması da ayrı bir düşünceyi akıllara getiriyor.

Acaba kapatma durumlarının içinde farklı şeyler mi dönüyor. işte size örnek bir site daha vereyim www.sosyallinkler.com bu sitede sadece travestilerin sosyal ağlarına gidiliyor ve orada ki modelin linkine tıkladığınız da, Facebook veya Tiwitter’inie gidiyor. ve üstelik o da çalışma aşamasın da olan bir siteydi henüz linkler bile koyulmamışken kapatıldı. Bu haksızlığa bir son verilmesi gerekiyor. Içerisinde travesti modellerin resimlerinin olduğu sitelerin kapatılması hadi neyse diyeceğim fakat içerikler incelenmeden sırf travesti kelimesi geçiyor diyede kapatılması sizce de resmen çifte standart değil mi? Siteler kapatılma ya başladıktan sonra internetten umudunu kesen bir çok travestiyi artık otostop yaparken görmeniz mümkün. Şimdiler de E5 karayolunu ve harbiye caddelerini geceleri yine travestiler mesken tutmaya başladılar. Önceleri birçok travesti bu siteler sayesinde evlerinde oturuyor geceleri dışarı çıkma gereği duymuyorlardı ve yakın da göreceksiniz yine sokaklar travestiden geçilmeyecek. Bunu da buraya yazıyorum.özellikle büyük şehirler de örneğin istanbul, ankara, izmir, antalya, bursa, kocaeli ve küçük şehirler de bundan nasibini alacak örneğin; çanakkale travestileri, samsun, bodrum daki trv arkadaşlar bile otostop yapmaya başlamışlar bile.

iCLAL

Mucize sebze

Bu mucize sebzeyi seçerken sapının kalın, ağzının kapalı, renginin canlı yeşil olmasına dikkat edilmelidir. Hangi sebze mi tabi ki enginar hani o söylediğim zaman yüzünü buruşturduğun ama belki de hayatın boyunca bir kez bile tatmadığın sebze. Enginar seçmek insan seçmek kadar zordur. İnsan seçmeyi iyi bile travesti bireyler eminim piyasadaki en iyi enginarları da mutfaklarına taşırlar. Enginar, herkesle dost olan bir bitkidir. En büyük dostu da limondur. Yapraklarından soyunduktan sonra onunla öpüşmezse, yüzünü ona sürtmezse, öfkeden kararır, tüm güzelliğini kaybeder. Bu aylarda sahneye önce Kıbrıs enginarı çıkar. Etli kısmı büyüktür ama tadı yavandır. Sonra sırayla diğerleri sökün eder: İzmir Bayrampaşa enginarı (halk arasında ‘sahte Bayrampaşa’ diye bilinir), Bursa Bayrampaşa enginarı, Fidan enginar ve İzmir’in sakız enginarı. Şimdi İzmir travestilerinden şöyle bir kilo sipariş vermek lazım. Ne güzel yenir baharda mor püsküllü kraliçe. Mordoğan, Ildırı, Karaburun, Urla ve Çeşme’de yetişen küçük başlı sakız enginarının lezzeti dillere destandır. Enginar, etle bir başka, zeytinyağı ile bir başka lezzete bürünür. Neler yapılmaz ki ondan. Ben cümlesini çok severim. Ama çağlalı bahar pilavı ile yapılan dolmasına doyamam. Zaten bu dolmayı herkes yapamaz, her yerde de yenmez. Dolmanın pilavını yaparken zeytinyağını bol koymak gerekir ki işte burada ustalık devreye girer.   Herkesle arası iyi dedik ya! Bakla, bezelye, havuç, arapsaçı, biberiye, taze kekik, taze soğan, taze sarmısak, kuşkonmaz… Mutlaka unuttuklarım olmuştur. Hangisiyle yan yana gelirse gelsin, ortaya muhteşem bir yemek çıkar. Ben rakımı yudumlarken, masamda mutlaka üstünde bakla favası olan enginarın olmasını isterim. Bir yudum rakı, çatal ucuyla bir lokma enginarlı bakla… Bu ikilinin damağımda oluşturduğu lezzet, yaşamıma keyif katar. Enginar; Karaciğerin kadim dostudur. Sirozun baş düşmanıdır. Vitamin ve mineral deposudur. Kansızlık, romatizma, gut hastalığı çekenlerin cankurtaranıdır. Ödem sökücü, şeker dengeleyicidir. Bir de enginarlı pirinç pilavı vardır ki, bu yemek bence, cennet sakinleri için özel olarak hazırlanmış bir ödül yemeğidir. Olsa da yesek diyen Bursa travestilerine sesleniyorum yapın biz yemeğe geliriz. Afiyet olsun. Sevgilerimle travesti iclal.

 

Zihin oyunları

Zihin acımasız bir efendi, fakat sadık bir köledir. İnsanın geliştirebileceği en büyük beceri ve başarı kendini tanıyarak zihnine hükmedebilmesidir. Zihin, dünyamızı şekillendiren, rakamlarla bile ifade edilemeyecek kadar sayısızca düşünce ve fikir üretir an ve an, ancak biz bunların bir kısmının farkındayızdır. Ve zihin, zamanı geldiğinde bu ürettikleri ile oyunu oynamaya başlar, atacağımız adımda kendini gösterebilmek için tüm hünerlerini ortaya koyar. Bu hünerler içinde beceri, doğru düşünme olduğu kadar güvensizlik, korkular, heyecanlar da vardır. Zihnimizin bize oynadığı oyunlara dair okuduğum şu ilginç hikayeyi beni takip ederek gururlandıran siz değerli travesti bireylere de aktarmak istiyorum.

Ünlü bir okçu, o bölgede düzenlenen okçuluk yarışmasını kazandıktan sonra, okçulukta çok iyi olduğu konusunda methini duyduğu bir Rahibe gider. “Bu şehrin en iyisi senmişsin, öyle dediler. Ve iyi bir okçu olmak için manastıra girmişsin. Ben bu bölgenin şampiyonuyum ama ne manastıra girdim, ne de eğitim aldım ve yine de bölgedeki en iyi okçu olmayı başardım. Genç okçu, okunu yaya yerleştirip uzaktaki bir kiraz ağacının üstündeki kirazı hedef alır ve tek atışta oku ile kirazı daldan aşağıya indirir. Rahibe dönerek, şu yaptığımı yapabileceğini hiç zannetmiyorum” der, kiraz ağacını göstererek. Rahip sessizce yayını alır ve yakındaki bir dağa doğru yavaş yavaş yürür. Yolda çürümüş ipleri olan eski bir köprüyle geçilebilen bir uçurum vardır. Rahip bu eski köprünün ortasına gider, yayını alır ve okunu yerleştirerek uçurumun uzak bölümündeki ağaca nişanlar ve hedefi vurur. Okçunun yanına geri döner ve “şimdi sıra senin” der. Ünlü okçu köprünün yanına geldiğinde çürümüş iplerin kopmasından ve uçurumdan aşağıya düşmekten korkar. Uçurumdan aşağı dehşet içerisinde bakar ve o tedirginlikle yayını gerer, okunu atar. Ancak hedefi vuramaz. Rahip ok ustasına döner ve “Sen elindeki ok ile çalışarak büyük bir yetenek sergileyebilirsin, ancak oku kullanan zihnine hükmedemezsen çok da fazla ileri gidemezsin…”der. Zihin kontrolünün elimize almak işte bu kadar önemlidir yoksa hayatta en iyi olduğumuz konuda bile yenilgiyle yüz yüze kalırız. Düşüncenin gücünü iyi bilen Bursa travestileri kendilerini biraz daha geliştirmek için yoga yapmaya başlamışlar belki ben de onlara eşlik ederim sonuçta travesti iclal yeniliklere her zaman açıktır.

Gereksiz takıntılar

Kendinize hep gereksiz üzüntüler ve kederler uydurup duruyorsunuz. Yok yaşınız hızla ilerliyormuş, yok yaşlanmışsınız, yok kilo almışsınız daha neler neler…

Bir türlü şu gereksiz sayılardan kurtulamadınız. Oysa mutlu olmak için önce bu aptal sayma işlemini bırakmanız gerekiyor. Sağlıklı ve neşeli iseniz daha ne istiyorsunuz sadece beyninizi çöpe atmayın her zaman çalıştırın yeter. Hiç olmadı alın elinize bir bulmaca onu çözün. Ankara travestilerinden Aşkın bu arlar habire su doku çözüyor çünkü yakın zamanda Alzheimer denilen hastalık yüzünden bir yakınını kaybetti. O da bu sonun kendini bulmasından korkuyor.

En büyük sorunumuz büyük şeylerin peşinde koşarken küçük mutlulukları kaçırmamızdan kaynaklanıyor. Daha dün doğum günün için gelen hediyelerden seni en çok mutlu edenin ne olduğunu hatırla, parayla satın alınamayacak kadar değerli olan travesti arkadaşlarının hepsi yanındaydı ve seni ne kadar çok sevdiklerini bir kez daha kanıtladılar. Çevreniz hep sevdiğiniz inanlarla dolu daha ne olsun üstelik evinizde evcil hayvanınız var ve her akşam sizin eve girmesini dört gözle bekliyorlar çünkü onlar size muhtaç ve siz olmasanız belki de onların yaşama şansı olmayacak hayatla bağları sizin elinizde.

Oysa siz başta da söylediğim gibi gereksiz yere kendinize dert ediniyor ve üzülmek için nedenler arıyorsunuz sadece hayatta ve sağlıklı olmanız bile bir mucize iken memnun olmak yerine söyleniyor olmayacak şeylere göz dikiyorsunuz azla yetinmeyi bilmek bu kadar mı zor? Eviniz var sokakta değilsiniz ne zaman yalnız kalmak isteseniz evinizin anahtarı elinizde kapınızı kilitler ve huzur dolu bir akşam geçirebilirsiniz. Cebinizde o günü geçirecek paranız varsa sizden mutlusu olamaz. Nice açlıktan ölen sokakta donarak ölen insan varken sizin bir sığınağınız var bunun bir yalı veya baraka olmasının bir anlamı yok önemli olan içinde mutlu olmanız. Bırakın şu gereksiz takıntıları ve önünüze bakın. Yarın belki yok, belki var ama siz göremeyeceksiniz. Hiç birimiz için yarının garantisi yoktur. Hoş umarım uzun ve sağlıklı bir hayat süreriz ama bu sadece dilemekle gerçekleşmez. Kısmet ve kader denilen bir şey var ve kimsenin gücü kaderi değiştirmeye yetmez. Takmayın ve bugünü en güzel şekilde yaşamaya bakın. Saygılarımla.